6 Şubat 2011 Pazar

Ahlakın kendisi ahlaksızlıktır


'Evli bir kadının bekar bir erkeğin geceyarısı evinde ne iş vardı'dan başlayan ve Defne JOY Foster ile bitiren insanlar!


Bir basmakalıbı, bir normu, bir şablonu bir insana giydirmektir bu.


Sizce "evli bir kadın" şöyle yapmalı böyle davranmalı vs. Ya da siz olsanız şöyle ya da böyle yapardınız.


Genel bir kadından başlayarak adı sanı belli gerçek bir kadınla bitiriyorsanız, yaptığınız şey canlı ve gerçek olanı, cansız ve hayal ürünü olana feda etmektir.


Oysa genel bir kadın yerine hakkında konuştuğunuz kadını özne alarak düşünmelisiniz.


Kafanızdaki şablon hep sabit, olduğu gibi kalır, hiç değişmez. Bu ise düşünmeyi ya da yaşamayı dondurur. Yapmanız gereken, kafanızdaki şablonu gerçek kişiyi ya da gerçekliğe vurmanızdır. Test edilecek olan şablonunuzdur. Ama tersini yaptığınızda test edilecek olan şablon değil, gerçeklik olur. Oysa, bu gerçekliğin doğasına aykırıdır. Böyle yaptığınız her defasında, şablonunuz ve önyargılarınız gerçekliği belirleyecek, şablonun kalıbına sokacaktır, sığmayanı yok diye atacak, eksik kalanı ise şişirecektir.


Gerçeği anlamak için, şablonunuzu gerçeklikte test etmeniz gerekir. Ancak bunu yaptığınız zaman gerçeği yakalarsınız.


Şablondan başlayarak gerçekliğe gitmek gerçekliği yok etmektir.


Genel bir kadından kabülünden başlayarak, gerçek bir kadından çıkmak, o kadını başka türlü öldürmektir.


&


Daha sonra nasıl gelişti bilmiyorum, Milliyet internet portalında, Defne JOY Foster ile ilgili başlayan tartışmalarda çıkan haberlere yorum yazanların belki çoğunluğun "su testisi su yolunda kırıldı" yolundaki yorumu desteklediklerini gördüm.


Şaşırdım. Genelde sağduyulu yorumlar daha çok oluyordu. Defne'nin değerini daha çok duyumsadım.


Şaşırdım çünkü, kişilerin özel yaşamına karışılamazlığına dair bir ilkeye saygı beklemek mümkün olsa da ihlal edilebilir bir şey bu, ama ortada açık bir yargısız infaz vardı. Ve 'su testisi su yolunda kırılır" yazısı, haddini, olguları ve gerçeği aşan bir yazı olduğu halde, kimse bunun üzerinde durmuyordu. Oysa gerçeğin ne olduğu henüz bilinmiyordu, ama yazı bazı gerçekler kabul ediyor ve bunun üzerine sonuçlar çıkartıyordu ve herkes, sanki ortadaki gerçekliği belli bir ahlak anlayışı ile yorumluyormuşcasına, 'adam doğru söylemiş,' diye onay veriyordu ve ahlakçılık mastürbasyonu yaparak yargısız infaza destek veriyorlardı.


"Evli bir kadın" şablonundan başlayarak, gerçek bir kişi ile bitirmenin yol açtığı yargısız infaz, ancak gerçek kişi ile başlatılarak ve gerçek kişi ile bitirilerek aşılabilirdi, ama kimse bunu sorgulamıyordu. Herkeste bir, "evli bir kadın" şablonu hakimdi. Oysa o her şeyiyle biricik belli bir kişiydi, tüm geçmişiyle ve o günüyle, tüm koşullar dahil olmak üzere biricik idi, biricik bir yaşantıydı sözkonusu olan.


Ne ilginç değil mi? Artık her ne anlıyorlarsa, iyi bir şeymişcesine, bir insan kötülenerek "ahlak" savunulurken, satır arasında ve dipte insanların -kendi tarif ettikleri anlamda- ne tür ahlaksızlık içinde yaşadıklarını görüyorsunuz.


İnsanlar önyargılarından, şablonlandından, ahlak bezirganlığından özgürleşerek, gerçek kişinin adını anarak olayı anlamaya başladığında, olayın biricikliği ortaya çıkar. Biricik olan şey ise hiçbir şey ile karşılaştırılamaz. Sadece hissedilir, duyumsanır. Yapılacak tek şey ANLAMAK'tır, ANLAYABİLMEK'TİR.


&&


Başka bir açıdan daha bakalım. Varsayalım ki ilgili kişi, her gece biriyle yatıyordu, evliydi, çocuğunu da emzirmiyordu.


Ve biz bu kişiyi yakaladık ve ele geçirdik, buna her türlü yaftayı yapıştırırsak bunu neyin adına yaparız, neyi koruyor oluruz?


İnsan olduğumuz için insanı ve insanlığı değil mi?


Peki, suçladığımız kişi de insan değil mi? Peki bu, insanı ve insanlığı korumak ülkümüzle çatışmayacak mı?


Belli bir insanın insanlığının korumayan ama soyut bir insanlığı korumanın içi boştur.


Her tekil bireyin insanlığını korumadan geçmeyen hiçbir şey insanlık ülküsünü korumaya ulaşamaz.


İçi boş ahlak mastürbatörleri kendinizi ve kimseyi kandırmayın!


Ahlakın kendisi ahlaksızlıktır. Bunu da unutmayın! Defne JOY Foster olayı bunu pratik olarak da göstermiştir.

4 Şubat 2011 Cuma

Ahlak yobazları devrede; Defne JOY Foster'ın ölümü


Bir başkasının eylemlerini kendi değer sistemine göre etiketleyen ve ona göre anlam yükleyen öncelikle dar görüşlüdür, sonra da yobazdır.

Dinlerin, normatif kuralların, belli ideolojilerin egemen olduğu her toplum büyük ölçüde dar görüşlü ve yobazdır. Ne idüğü belirsiz bu baskıyla şekillenmiş, ve bu nedenle insanlıktan uzaklaşmış insancıklar, güya insanlık namına, sizin eylemlerinizi kendine göre etiketlendirir ve sizin üzerinizde baskı kurmaya kalkar.

Aslolan her tek bireyin özgürlüğüdür. Kendi eylemlerinden, sadece kendine hesap verecek düzeyde özgür olmasıdır.
Aslolan ahlak ya da norm değildir, aslolan tek insandır. Ahlak için mi yaşıyoruz? O zaman, ahlak tek başına yaşasın insana ne gerek var? Ahlakı insanın önüne geçiren her kimse insanlıktan uzaklaşmıştır.


İnsan ahlaka göre yaşamaz, ahlak insana göre yaşar. Ahlak insandan sonra vardır. Ahlaka göre yaşayacaksak, insan olmaktan çıkar, norm varlığı haline geliriz?
Tüm insanoğlunun mücadelesi ne için?


Ortaçağ'da kim ne için yaşadı da ona karanlık çağ dendi? Yüzyıllardır insanın özgürleşmesini savunanlar neyin mücadelesini yapıyor?


Defne Joy Foster'ın nerde nasıl öldüğünü onun değerini ölçmekte kullanmak, katil ruhluluktur.


Birincisi, o hiç kimseyi ilgilendirmez. İkincisi hiçbir yaşamsal anın önünü sonunu ve diğer koşullarını kimse bilemez. Bilseydik ve sandığınız gibi olsaydı hatta daha ilerisi de olsaydı, herkes kendi eylemlerinden sorumludur, siz en fazla sevmez ve önermezsiniz. Ama kötüleyemezsiniz, yobaz değilseniz.


Benim nazarımda Defne JOY Foster, onun değerini nerde nasıl öldüğü ile ölçüştürenlerden çok daha "ahlaklı" ve sevgiye değerdir.


Hıncal Uluç bir yazı yazmış bugün galiba, buradaki yobazca yazılan bir yazıdan aldım haberi: Uluç'un yazısı çok yobaz bir bakış açısına sahip, birincisi kişiyi tanımıyor; ikincisi olayın tam ayrıntılarını ve gerçeği bilmiyor ve bilmediği halde sonuç çıkarmanın taşıyabileceği haksızlığı unutuyor; üçüncüsü tam doğru ayrıntılar olsa bile, bunları bilip yargılama yapmaya hakkı yok olmadığına önem vermiyor -muhtemelen şakşakçılarına göz kırpıyor; dördüncüsü hiçbir bireysel hayatın yargılanamaz olduğunu anlıyamayacak kadar dar görüşlü davranıyor.

&


Defne JOY Foster, dans yarışmasından dolayı gündemdeydi, ama o onun aslında hakettiğinin altında bir noktaydı.
Defne JOY Foster gibi insanlar az bulunur insanlardandır. Çünkü sahicilik taşırlar. Sahici insanlar zekidir, akıllıdır, dürüsttür, namusludur, iyi insandır, özünü sözünden, sözünü özünden esirgemeyendir, eyleminin sorumluluğunu üstlenenlerdir. Kimlikten, statüten, sosyal rolden, norm papağanlığından, sahte maskeden ibaret değildir.


Defne JOY Foster gibiler toplum için birer ışıktır, çünkü sizin sahtekarlıklarınızı hiç korkmadan ve düşünmeden yüzünüze vururlar. Ama sevgiyle, o yüzden arkasından bunca insan bilerek ya da bilmeyerek üzülüyor.
Çünkü o sahtekarlıklarla, kurumsallıklarla dalga geçiyor, onları tiye alıyor, yerden yere vuruyordu, içinizdeki donmuş yağları eritiyordu.


Defne JOY Foster, şirin, sempatik, enerji dolu olmasının çok ötesinde bir insandı. Herkesin kendisinden bir şey öğreneceği bir kişiydi. Bakmayın onun cesedine birilerinin şu anda bir şeyler öğretmeye kalkmasını. Hayata geri dönebilseydi, herhalde yine onların ağzının payını gayet iyi şekilde verebilirdi.